Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

 

 

 

DOĞA, EVE KARŞI

 

Doğa her zaman güçlüdür. Terk edilmiş evi yağmurla yıkar, içinden otlar ağaçlar çıkartır. İçine kertenkeleler, böcekler vb yerleştirir. Fareler betonu zorlarken, çatıyı da rüzgar güneş yağmur üçlüsü çökertir. Tabi sıcak soğuk kardeşler de bu duruma fazlasıyla katkı sağlarlar. Sarmaşıklar da duvarlara tırmanmaya başlar. Bununla da kalmaz, yere damlayan yağmur suları, varsa yerdeki tozları ve kendi içindeki tozları duvara sıçratır. Duvarda zamanla bir toprak tabakası oluşmaya başlar. Tabi yavaş yavaş da bu durumdan aşınan duvar, doğanın bu evi kendine katma çabalarındandır. Duvarda biriken toprakta, zamanla bitkiler de oluşmaya başlar. Toprağın ulaşamadığı ama suyun ulaştığı kısımlar ise likenler ya da yosunlar tarafından kaplanmaya başlar. Doğa evi gittikçe işgal ederek kendine katmaktadır. Bir gün bir bakarsın, birkaç yaramaz çocuk eskimiş evin camlarını da kıraralar. Belli olmaz, belki onları da oraya doğa getirmiştir. Belki de insanların içinde de doğa tarafından kumanda edilebilir bir sistem vardır. Sonra bir bakarsın, camları giden pencerenin çerçeveleri de çürüyüp kurtlanmaya başlamış. Doğa çerçevelerin içine, kurtlar, karıncalar vb yollamış. Bunla da kalmayıp, çerçeve kenarlarında açılan boşluğa belki de bir kuşa yuva yaptırmış.


Zaman geçtikçe, doğa evdeki çalışmalarını daha da arttırır. Zaman demişken, o da doğanın gizli bir ortağıdır. İşte bu iki ortağın eskittiği evin zeminindeki döşemelerin altına yerleşen fareler, karıncalar, kertenkeleler, kırkayaklar ve bilimum bakteri gibi gözle görülemeyen mikroorganizmalar döşeme tahtalarını da çürütür. Belki içeriye giren bir domuz belki de bir insan ayak basıp da döşemeleri kırıverir. Böylece kırılan tahtalar, doğanın yolladıklarıyla çürümesini hızlanarak sürdürür. O da bilinmez. Tek gerçek var ki, doğa dış yüzeyinde bulunup da beğenmediği her şeye müdahale eder. Zamanla da yok eder. Bu yok oluş ve eskime süreci kapılar için de geçerlidir. Kapılar da zamanla eskir ve çürür. Kırılır dökülür. Zemine dökülen ahşap aksam, yağmur damlalarıyla gelen toprak oluşumu ve de çatıdan dökülen tahta ve kiremit parçaları bitkilerin yetişmesine uygun ortam olur. Doğa bir başka ortağı rüzgarla gönderdiği tohumları da zemine serper. Zeminde, otlar, kimi zaman da ağaçlar çıkmaya başlar. Bu bitkiler büyürken, gerek onların kökleri gerekse yağmur ve sıcak soğuk gibi aşındırıcı etkiler, zemindeki betonu da çatlatır. O çatlaklardan doğanın eve ulaşması daha kolaydır. Doğa, beton zeminin üst tarafındaki bitkilerden köklerini o çatlarlardan daha aşağıdaki topraklara uzatmalarını ister. Onlar da köklerini uzatırlar, bu da betonu daha çok çatlatır. Beton çatladıkça alt güçler de betonu zorlamaya başlarlar. Köstebek mi istersin fare mi istersin, karıncasından haşeratına birçok canlı zeminden yukarıya çıkarlar. Kimi de ara bölgede yuvalanırlar. Doğa bu durumda durur mu elbette ki durmaz. Azimle etkenler yollayıp betonu iyice deler. Derken, büsbütün delik deşik olan ve çatlayan betonun üzerine yığılan toprak oldukça kalınlaşıp, orada bir beton olduğunu bile unutturacak noktaya gelir. Doğa durur mu yine de durmaz. Aşındırıcı etkilere maruz bıraktığı duvarları da zamanla yıkmaya başlar. Duvarlar zaman içinde patır patır çöker. Bu çökmeler sonucunda, nedendir bilinmez duvarın bir kısmı genelde ayakta kalır. Bu da doğanın, "Burada bir ev vardı. Onu yok edip, burayı da doğaya kattım." demesi gibidir. Bu duvar parçasını birkaç insan nesline gösterdikten sonra da üzerini toprakla kaplayıp, üstünde bitki yetiştirmeye devam eder.


Gel gelelim, doğanın binbir emekle kendine kattığı o eski evin yıkıntılarına. Belki bir gün, "Eskiden burada dedemin evi vardı."diyen biri gelir ve doğanın tüm emeklerini boşa çıkarırcasına, o eski evin olduğu yere temel kazdırıp yeni bir ev de yaptırabilir. Ama doğa yılar mı elbette ki yılmaz, her zaman bir çatlaktan, çatıdan bir yerlerden atak yapar. Doğaya kızmayın, onun güzellik anlayışı bunu gerektirir. Bir de şunu bilmek gerekir ki doğanın bu çabası da canlıları canlı tutabilmek içindir. Her ev ev kalsaydı, bugün Dünya'da ağaç yetişecek yer bile kalmayabilirdi.


Doğa zaman içinde ne evleri ne sarayları, ne şehirleri yenip bünyesine kattı. Kimine yüzlerce metre yüksekliğinde toprak örttü. Kimine lav pürkürtüp de öyle sakladı. Hepsinde de gücünü gösterip, imzasını attı.